Erkek aşk acısı çeker mi ?

Elifnur

Global Mod
Global Mod
Üçüncü ihtimal ise gerçekten rahatlamış olmasıdır. Her ayrılık büyük bir aşkın kaybı değildir. Uzun süredir sorunlu ilerleyen, güvenin kaybolduğu veya tarafların birbirinden uzaklaştığı bir ilişkide ayrılık, üzüntünün yanında rahatlama da getirebilir.

Bu nedenle "Beni seviyorsa mutlaka perişan olur" düşüncesi sağlıklı bir ölçüt değildir.

Bir erkeğin sosyal medyada fotoğraf paylaşması, yeni insanlarla tanışması veya arkadaşlarıyla dışarı çıkması, eski sevgilisini hiç sevmediğini kanıtlamaz. Aynı şekilde, üzgün görünmesi de mutlaka geri dönmek istediği anlamına gelmez.

Burada özellikle vurgulamak istediğim bir şey var: Ayrılık sonrasında karşı tarafın davranışlarını sürekli çözümlemeye çalışmak, insanı kendi iyileşme sürecinden uzaklaştırabilir.

"Fotoğrafımı gördü mü?", "Neden çevrim içi oldu?", "Beni unutmuş olabilir mi?" gibi soruların bir kısmı doğal meraktan kaynaklanır. Fakat bütün gün bu sorularla yaşamak, ayrılığı zihinde sürekli yeniden canlandırabilir.

Bir insanın ne hissettiğini anlamanın en güvenilir yollarından biri, uygun koşullarda açık iletişim kurmaktır. Ancak karşı taraf iletişim istemiyorsa bu sınıra saygı göstermek gerekir. Her davranışın altında gizli bir mesaj aramak yerine, kendi ihtiyaçlarımıza ve sınırlarımıza dönmek çoğu zaman daha yararlıdır.

Yazma

5. ERKEKLERDE AŞK ACISI NEDEN BAZEN GEÇ ORTAYA ÇIKAR?

Forumlarda sıkça karşılaşılan bir düşünce var: Erkekler ayrılığın ilk günlerinde rahat davranır, ancak kadın hayatına devam etmeye başladığında veya aradan birkaç ay geçtiğinde eski ilişkilerini özlemeye başlar.

Bu durum bazı ilişkilerde yaşanabilir. Fakat bütün erkeklerin acıyı gecikmeli yaşadığına ilişkin kesin bir bilimsel kural bulunmuyor. Bunun yerine, insanların kayıpla başa çıkma biçimlerinin ve duygusal tepkilerinin farklı zamanlarda ortaya çıkabileceğini söylemek daha doğru.

Bir ayrılığın hemen ardından insanın gündemi oldukça yoğun olabilir. Eşyaları ayırmak, ortak arkadaşlarla nasıl görüşüleceğini düşünmek, yeni bir yaşam düzeni kurmak ve çevresine ayrılığı açıklamak gibi pratik meseleler duyguların önüne geçebilir.

Özellikle ilişkiyi bitiren taraf, kararını vermeden önce uzun süre düşünmüş olabilir. Bu nedenle ayrılık gerçekleştiğinde yaşadığı rahatlama, dışarıdan bakıldığında duygusuzluk gibi algılanabilir. Ancak ilişkinin bitmesiyle birlikte üzüntü, özlem veya pişmanlık da yaşayabilir.

Bir başka durum da yalnızlığın zamanla daha belirgin hâle gelmesidir. İlk haftalarda arkadaşlarla görüşmek ve günlük işlere odaklanmak kolay gelebilir. Fakat birkaç ay sonra, günün sonunda konuşacak birinin olmaması, alışılmış mesajların gelmemesi ve özel günlerin tek başına geçirilmesi kaybı daha görünür kılabilir.

Burada alışkanlıkların rolünü küçümsememek gerekiyor. İnsan bazen eski sevgilisini yalnızca romantik duygularından dolayı değil, onunla kurduğu gündelik hayatı özlediği için de arar. Sabah gönderilen bir mesaj, iş çıkışında yapılan telefon görüşmesi veya gün içinde paylaşılan küçük bir olay, zamanla ilişkinin doğal parçaları hâline gelir.

Bu alışkanlıkların ortadan kalkması, zihnin yeni düzene uyum sağlamasını gerektirir.

2023 yılında yayımlanan ve ayrılık yaşayan 196 genç yetişkinin verilerini inceleyen bir araştırma, güvensiz bağlanma örüntülerinin bazı olumsuz başa çıkma biçimleri üzerinden ayrılık sonrası kaygı ve depresif belirtilerle ilişkili olabildiğini ortaya koydu. Araştırmada kişinin kendini cezalandırması gibi davranışlar daha fazla belirtiyle, daha uyumlu başa çıkma yöntemleri ise daha iyi sonuçlarla bağlantılıydı. Bu bulgular, ayrılık acısının yalnızca zamanla değil, kişinin bu süreçte kendisine nasıl davrandığıyla da ilişkili olduğunu düşündürüyor. Kaynak: Attachment and Breakup Distress, 2023.

Dolayısıyla bir erkeğin aylar sonra eski sevgilisini hatırlaması, mutlaka geri dönmek istediğini göstermez. Özlem, pişmanlık, yalnızlık ve yeniden ilişki kurma isteği birbirinden farklı duygulardır.

6. GURUR, REDDEDİLME KORKUSU VE ERKEK PSİKOLOJİSİ

Aşk acısının en zor taraflarından biri de insanın yalnızca sevdiği kişiyi değil, kendisi hakkındaki bazı düşüncelerini de sorgulamasıdır.

Özellikle ayrılık beklenmedik biçimde gerçekleşmişse kişi kendisini yetersiz, değersiz veya başarısız hissedebilir. Erkekler açısından bu duyguların bazen toplumsal başarı ve yeterlilik beklentileriyle birleşmesi mümkündür.

Örneğin, hayatını planlı yaşayan, işinde başarılı olan ve karşılaştığı sorunları çözmeye alışmış bir erkek düşünelim. İş hayatında çaba gösterdiğinde çoğunlukla bir sonuç elde edebilir. Fakat ilişkiler aynı mantıkla işlemez. Birini çok sevmek, ona emek vermek veya bütün sorunları çözmeye çalışmak, o kişinin ilişkide kalacağını garanti etmez.

İşte bazı erkekler için en zorlayıcı nokta bu olabilir: Kontrol edemediği bir sonucu kabul etmek.

Bir insanın sevgisini kazanmak, bir sınavı geçmek veya işte terfi almak gibi yalnızca kişisel çabayla sonuçlandırılabilecek bir süreç değildir. İlişki iki kişinin ihtiyaçlarına, duygularına ve tercihlerine bağlıdır.

Bence bu noktada stratejik düşünmenin hem yararlı hem de zararlı olabilecek bir yönü var. İlişkide yapılan hataları değerlendirmek ve gelecekte daha sağlıklı davranışlar geliştirmek faydalıdır. Ancak ayrılığı bir başarısızlık projesi gibi görüp sürekli "Nerede kaybettim, nasıl geri kazanırım?" diye düşünmek, kişinin kendisini gereğinden fazla suçlamasına neden olabilir.

Bir ilişkinin bitmesi, insanın sevilmeye layık olmadığını göstermez.

Aynı şekilde, reddedilen kişinin gururunu korumak istemesi de anlaşılabilir bir durumdur. Ancak gurur, kişinin kendi sınırlarını korumasına yardımcı olduğunda sağlıklıdır; duygularını inkâr etmesine, karşı tarafı cezalandırmasına veya sürekli güçlü görünmeye çalışmasına yol açtığında ise yük hâline gelebilir.

Amerikan Psikoloji Birliğinin erkekler ve erkek çocukları üzerine yayımladığı rehber, bazı katı erkeklik normlarının duyguları bastırma ve psikolojik yardım aramaktan kaçınma gibi davranışlarla bağlantılı olabileceğine dikkat çekiyor. Buradan bütün erkeklerin aynı şekilde davrandığı sonucu çıkmaz. Daha çok, bazı toplumsal beklentilerin kişinin acısını paylaşmasını zorlaştırabileceğini anlıyoruz. Kaynak: American Psychological Association.

Bana göre erkeklerin aşk acısıyla başa çıkabilmesi için öğrenmesi gereken en önemli şeylerden biri, duygusal dürüstlüğün yenilgi olmadığıdır. "Üzüldüm, özlüyorum, bu ilişki benim için önemliydi" diyebilmek, insanın değerini azaltmaz.

7. AŞK ACISININ EKONOMİK VE SOSYAL HAYATA ETKİSİ

Ayrılıkları yalnızca kalp kırıklığı olarak ele almak, konunun önemli bir bölümünü gözden kaçırmamıza neden olur. Çünkü romantik ilişkiler günlük yaşamı, sosyal çevreyi, zaman kullanımını ve bazen ekonomik düzeni de etkiler.

Örneğin, bir erkek uzun süre birlikte olduğu partneriyle aynı evde yaşıyorsa ayrılık sonrasında yeni bir ev bulması, kira giderlerini yeniden düzenlemesi veya ortak eşyaların paylaşımıyla ilgilenmesi gerekebilir. Ortak bir arkadaş çevresine sahip olmak da sosyal hayatı yeniden düzenlemeyi gerektirebilir.

Bu sorunlar, duygusal acının yanında ek bir stres yaratabilir.

İş hayatında da benzer etkiler görülebilir. Ayrılık sonrasında uyku düzeni bozulan veya zihnini sürekli geçmişle meşgul eden bir insanın işe odaklanması zorlaşabilir. Bazı kişiler kendilerini işlerine daha fazla vererek toparlanmaya çalışırken bazıları motivasyon kaybı yaşayabilir.

Burada ekonomiyle ilgili ilginç bir çelişki var: Toplum erkeklerden çoğu zaman üretken olmalarını, sorumluluklarını aksatmamalarını ve maddi açıdan güçlü durmalarını bekliyor. Bu beklenti, ayrılık yaşayan bir erkeğin dinlenmeye veya duygularını anlamaya zaman ayırmasını zorlaştırabilir.

Öte yandan iş, spor veya yeni uğraşlar edinmek her zaman duygulardan kaçmak anlamına gelmez. Düzenli bir yaşam kurmak, bedensel sağlığa dikkat etmek ve kişisel hedeflere yönelmek iyileşmeyi destekleyebilir.

Önemli olan, bu faaliyetlerin hangi amaçla yapıldığıdır. Bir erkek spor salonuna giderek kendisini daha iyi hissediyorsa bu olumlu olabilir. Fakat eski sevgilisini kıskandırmak için aşırı egzersiz yapıyor, sağlığını ihmal ediyor veya kendisini sürekli başkalarıyla karşılaştırıyorsa aynı davranış farklı bir işlev görmeye başlar.

Sosyal çevrenin etkisi de büyük. Bazı erkeklerin arkadaş gruplarında duygusal meseleler rahatlıkla konuşulabilirken bazı ortamlarda ayrılık hakkında konuşmak alay konusu olabilir. Bir arkadaşın "Boş ver, yenisini bulursun" demesi iyi niyetli olsa da insanın yaşadığı kaybı küçümsenmiş hissetmesine yol açabilir.

Bazen birinin çözüm sunmasından önce onu dinlemesine ihtiyaç duyarız.

8. ERKEKLER AŞK ACISINI NASIL DAHA SAĞLIKLI ATLATIR?

Ayrılık sonrasında iyileşmek, eski sevgiliyi hemen unutmak veya bir daha hiç üzülmemek demek değildir. Amaç, yaşanan ilişkinin hayatın tamamını belirlemesini önlemek ve zaman içinde yeniden dengeli bir yaşam kurabilmektir.

Birincisi, duyguları tanımak gerekir.

"İyiyim" demek bazen gerçekten iyi olunduğunu anlatır, bazen de konuşmaya hazır olunmadığını. İnsan kendisine karşı dürüst olabilirse yaşadığı duyguları daha kolay anlamlandırabilir. Üzüntü, öfke, özlem, hayal kırıklığı ve rahatlama aynı anda bile hissedilebilir.

İkincisi, günlük yaşamın temel düzeni korunmalıdır.

Uyku, beslenme, hareket ve iş sorumlulukları mümkün olduğunca dengede tutulmalıdır. Bunlar acıyı bir anda ortadan kaldırmaz; ancak kişinin kendisini daha fazla yıpratmasını önlemeye yardımcı olabilir.
 
Üst